Papilödem Tanılı Çocuk Hastaların Değerlendirilmesi
Seray Güven, Yasemin Karal
Keywords: Papilödem, çocukluk çağı, idiopatik intrakraniyal hipertansiyon
Aim:
Bu çalışmada, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı bünyesinde Çocuk Acil, Genel Pediatri ve Çocuk Nöroloji Polikliniklerine papilödem tanısı ile başvuran 0–18 yaş aralığındaki çocuk hastalarda papilödemin etiyolojik nedenlerinin belirlenmesi; demografik, klinik, laboratuvar, radyolojik bulguların değerlendirilmesi ve uygulanan tedavi yaklaşımlarının sonuçlarının analiz edilmesi amaçlanmıştır.
Method:
Trakya Üniversitesi’nde 0-18 yaş papilödemli 61 olgunun klinik, demografik özellikleri ve etiyolojileri geriye dönük incelendi. Veriler dosya ve elektronik kayıtlardan toplandı; VKİ, laboratuvar, MRG ve BOS basınçları değerlendirildi. Olgular etiyolojiye göre gruplandırılarak karşılaştırıldı. Etik kurul onayı alındı.
Results:
Çalışmaya kriterlere uygun 61 çocuk hasta alındı, hastaların %68,9’u kız, %31,1’i erkekti. Ortalama tanı yaşı 10,7±4,7 yıl olarak saptandı. En sık başvuru semptomu baş ağrısı (%54,1) olup, bunu bulanık görme (%37,7) ve diplopi (%27,9) izledi. Fundoskopik muayenede olguların %85,2’sinde bilateral papilödem saptandı. Kraniyal manyetik rezonans görüntülemede olguların %78,7’sinde normal bulgular izlenirken, %13,1’inde idiopatik intrakraniyal hipertansiyon ile uyumlu bulgular saptandı. Etiyolojik değerlendirmede olguların %60,7’sine idiopatik intrakraniyal hipertansiyon, %29,5’ine psödopapilödem tanısı konuldu. İdiopatik intrakraniyal hipertansiyon grubunda beyin omirilik sıvısı açılış basıncı 33.6 ± 7.1 cmH2O ile yüksek bulundu. Tedavi uygulanan olguların %92,5’inde asetazolamid tercih edildi ve hastaların %94,9’unda klinik ve fundoskopik iyileşme sağlandı.
Conclusions:
Sonuç olarak pediatrik papilödem olgularında en sık etiyolojik nedenin idiopatik intrakraniyal hipertansiyon olduğu ve klinik bulguların çoğunlukla nonspesifik semptomlarla seyrettiği görülmüştür. Papilödem tanısında ayrıntılı oftalmolojik değerlendirme, kraniyal görüntüleme ve uygun hastalarda lomber ponksiyon büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ve uygun tedavi ile pediatrik papilödem olgularında başarılı klinik sonuçlar elde edilebilmektedir.
#5